Mezunlarımız

2016

Tamer AVCI

Tamer AVCI


Emory University

Üniversiteden mezun olalı yaklaşık 10 ay geçti. Çalışma hayatına gireli ise tam 6 ay oldu. Bu kısa sürede edindiğim izlenimleri okul hayatıyla kıyaslamak istiyorum.

Öncelikle, önemli bir niteliğin deneyim olduğunun farkına vardım. Yeni jenerasyon olarak güçlük çektiğimiz noktalardan bir tanesi sabırsız olmamız ve dikkat sürelerimizin diğer nesillere kıyasla daha düşük olması. Buna, ilerleyen teknoloji, sosyal medya ve internet gibi birçok yeniliğin hızla hayatımıza girmiş olması neden gösterilebilir. Parçası olduğum bu genç nesil daha ilk günden şirketlerde büyük bir etki yaratmak, olağan durumu hızla değiştirmek ve işe yön vermek hevesi ile adım attığı için, bu durum ilk başlarda motivasyonun düşmesine veya hayal kırıklığına yol açabiliyor. Özellikle büyük şirketlerde bir proje, haftalar ya da aylar süren titiz bir çalışma neticesinde ancak piyasaya sürülebiliyor. Bizim neslin start-uplara yönelmesi ve %90 girişimin başlamadan sona ermesi bu açıdan bana çok şaşırtıcı gelmiyor. Sonuç olarak iş hayatında henüz bilmediğim, öğrenmem gereken veya daha iyi hale getirmem gereken birçok becerim olduğunun farkına vardım. Bunların gelişimi zaman alıyor, fakat formül basit: geliştirmek istediğiniz becerileri kullanabileceğiniz organizasyon ve projelerde sabırla rol alın. Ayrıca her ne kadar yaptığımız işte ilerlesek de, becerilerimizin güncel kalması için mutlaka şirketin eğitim fırsatlarından yararlanın, yoksa birkaç sene içinde değişen ihtiyaçlara cevap veremez duruma gelebilirsiniz.

Bir diğer çok önemli beceri, öngörü ve planlamadır. Projelerde zamanla daha büyük sorumluluk almaya başladıktan sonra sizden beklentiler artıyor ve bunların başında proje süresi, zaman ve efor öngörüleri geliyor. Hızla ilerleyen şirketlerde planlama çok önemli bir rol oynuyor ve bunu iyi yapabilme işlerin aksamamasına ve fırsatların tam zamanında yakalanmasına yardımcı oluyor. Her şey mükemmel olamayacağı için birçok yerde akıllı fedakârlık yapmak durumunda kalıyorsunuz. Bu yetenek de zamanla ve tecrübeyle gelişiyor.

İş hayatının okuldan bir diğer önemli farkı ise, projelerin zamanında teslim edilmesidir. Okul döneminde beklentiler her zaman tam zamanında ya da tam olarak gerçekleşmese de bunun sonuçları pek ağır olmayabilir. İş hayatında ise böyle bir alternatif yok. Dolayısıyla planlama ve ne kadar verimli çalıştığınız çok önemli hale geliyor. Yaptığınız projeler ve zamanında teslimleriniz sizi öne geçirebilir; arkaya da atabilir. Performansınız genelde bu yönde eleştirilir.

İş hayatında inisiyatif almanın gerekli olduğu diğer nokta ise, hayat ve iş dengesidir. Bu denge o kadar kritik ki, bozulduğu her an verimi düşürüyor ve iki tarafa da olumsuz yansıyor. Bazen hayır demeyi öğrenmek, planlama ve öncelikleri iyi sıralama yetisi bu konuda çok büyük yardımcı oluyor.


2017

Ali Şefik YUR

Ali Şefik YUR


Georgia Institute of Technology

Üniversite eğitimim bu zamana kadar geçirdiğim en zevkli ve aynı zamanda zorlu bir dönemdi. Dünyanın en iyi teknik üniversitelerinden birinden mezun olmak çok farklı duyguları bir arada bulunduruyor. Bu oluşan duygular ve eğitim süresinde edindiğim üç özelliği şu şekilde sıralayabilirim: Mücadele hırsı, özgüven ve mütevazı olmak.

Georgia Institute of Technology’de (Georgia Tech ya da kısaca “Tech”) kazandığım en önemli üç özellikten biri mücadele hırsı oldu. Okul yapı itibariyle sizi başarısız kılmaya planlayıp, yıldırmaya çalışan bir intiba bırakabiliyor. Zaten okula ilk başlayan öğrencilere söylenen yarı şaka yarı ciddi bir tabir mevcut: ”Bu sınıfta solunuza ve sağınıza iyi bakın, bundan dört sene sonra birbirinizi görememe ihtimali bir hayli yüksek!”

Gerçekten de okulun dört senede mezun olma oranına baktığınızda bunun ne anlama geldiğinizi görebilirsiniz. Bu sebeple öğrenciler en kolay belirtilen derslerde bile aşırı derecede efor sarf etmek durumundalar. Okulda geçirdiğim toplam sömestrlerde 350′den fazla quiz, sınav, test ve proje tamamladım. Her birinde daha iyi olmak için sizden büyük bir beklenti söz konusu ve bu size sürekli mücadele etmeye mecbur bırakıyor. Ya çok güçlü bir mücadele hırsı ediniyorsunuz ya da büyük denizde boğuluyorsunuz.

Üniversite tecrübemin ikinci klasik addedileni özgüven duygusu. Bunu özellikle çok kullanıyorum çünkü derslerin zorluk derecesini tamamladığınız stajlar ve iş projeleriyle karşılaştırdığında iş hayatı daha kolay görünüyor. Georgia Tech öğrencide üstün bir özgüven duygusu yaratıyor ve hayatta ne problem çıkarsa çıksın bunun çözebileceğinin inancını veriyor.

Üçüncü ve son kazanım mütevazı bir kişilik oluşturmak. Üniversiteye girmeden önce kişi kendisini yöresel lider addedebiliyor ancak okula girdiğinizde aslında o kadar da büyük bir iş yapmadığınız hissi doğuyor. Sizden çok daha fazla bilgi birikimi olan fakülte hocalarına baktığınızda, ”Acaba ben ileride böyle bir şey yapabilir miyim? Daha dersleri zor anlıyorum bu kişiler nasıl mucit olabildiler?” sorusunu yöneltiyorsunuz.

Bu da size iyi bir okulda okuduğunuzu ancak daha kat edecek çok mesafeniz olduğunu hatırlatıyor. Bu sebeple mütevazı olmayı ve çalışmaya sürekli devam etmeniz gerektiğini görüyorsunuz.

Bursiyer arkadaşlarla Georgia Tech’de edindiğim üç temel özelliği paylaştım. Hepsine iyi çalışmalar ve başarılar diliyorum.


2018

Berkay Güldür

Berkay Güldür


Cornell University

Cornell’de okuduğum dört sene o kadar güzel, o kadar yorucu geçti ki, bunu bir yazıda tamamen anlatmak çok zor olur. Daha Robert’ten yeni çıkmış ve hayat hakkında pek de bir şey bilmeyen (ama bildiğini düşünen) bir genç olarak girip, Ithaca’nın soğuk gecelerinde yavaş yavaş dünya ve kendim hakkımda olgun fikirler oluşturabilmemin bir özetidir aslında Cornell eğitimim.

Bana deselerdi ki mezun olduğunda çok özleyeceksin sabahladığın geceleri, yaşadığın final streslerini, hiç inanmazdım. Ama aslında o zaman yaşadığımı ve hayallerimin olduğunu, bu dünyaya kazandıklarımdan geri vermem gerektiğini o zaman hatırlıyordum. En hayatta olduğum zamandı, en yoğun olduğum zaman.
Ve Cornell mühendisleri her zaman çok yoğundu.

Hani derler ya, ‘Bulunduğun odadaki en zeki insansan, yanlış odadasındır.’, Cornell bana her konuda her zaman benden daha bilgili birileri olabileceğini gösterdi. Göstermekle kalmadı, onlardan öğrenmeme yardımcı oldu. Gerek akademik gerek sosyal anlamda çok farklı pencereler açtı.

Kısacası hayatımın en güzel dört yılı oldu Cornell eğitimim. Unutmayacağım anılar, kaybetmeyeceğim değerli dostlar edindim.


2019

Derin Güzel

Derin Güzel


University of Pennsylvania

Üniversiteden mezun olalalı daha bir ay bile olmadı. Hala dört yılın nasıl da göz açıp kapayıncaya kadar geçip gittiğinin şaşkınlığı içerisindeyim. Yaz sonunda tekrar Upenn’e dönüp derse girmeye devam edecekmişim gibi gelse de zaman geçtikçe mezuniyetimi daha da içselleştiriyorum. Düşündükçe üniversite hayatı boyunca edindiğim bilgilerin, kazandığım deneyimlerin ve tanıştığım insanların, istisnasız hepsinin, beni ne kadar olumlu yönde etkilediğini fark ediyorum. 

Birinci sınıfta aldığım giriş derslerinde etrafıma baktığımda bilmediğim ne kadar çok şeyin olduğunu hissederdim.  Çevremdekilerin hep benden daha iyi olduğunu düşünür, Upenn’in oldukça rekabetçi, pre-professional atmosferinde birçok yeni öğrenci gibi ben de imposter sendromuna yenik düşerdim. Fakat zamanla aldığım dersler sayesinde bilgi birikimim arttıkça, özgüvenim yerine geldi ve çevremdeki öğrencilerin benden çok da farklı olmadığını anladım. Bu yazın sonunda Amerika’da iş hayatına atıldığımda da bilmediğim birçok şey olacak elbet. Önemli olan bunun doğal olduğunu kabul etmek ve hırpalanmadan öğrenmeye açık olmak. 

Tabii ki aldığım dersler sayesinde birçok yeni bilgi edindim, fakat derslerin dışında da kazandığım birçok deneyim oldu. Kendi konfor alanınızdan çıkıp başka bir ülkeye taşındığınızda her şey çok zor gelse de korkularınızın üstüne giderek gelişiyorsunuz.  En büyük rahatlığı en çok korktuğum iş görüşmesinden sonra hissetim üçüncü sınıftayken. O zaman anladım Eleanor Roosevelt’in her gün sizi korkutan bir şey yapın derken ne kadar haklı olduğunu. 

Son olarak dört yıllık bu süreç boyunca beni en çok mutlu eden, en çok olumlu etkileyen de birlikte saatlerce kod yazmayı ve finansal modelleme yapmayı çekilebilir kılan yeni sınıf arkadaşlarım, canım sıkılınca sohbet etmek için hep bir Facetime uzağımda olan eski dostlarım ve istisnasız her gece bana iyi geceler, her sabah da günaydın mesajı atan ailem oldu. Aldığım onca ekonomi ve computer science dersindense, en çok “PSYC 006: The Pursuit of Happiness” dersinden keyif aldım. Bu dersten hayata dair öğrendiklerim ve sevdiğim insanlarla yeni bir hayata başlamak için heyecanlıyım! 


Uzay Yaz

Uzay Yaz


New York University

NYU’daki 4 yılımın benim için hayallerimin dahi ötesine geçtiğim bir tecrübe olduğunu söyleyebilirim. Bundan yaklaşık 9 yıl önce, Balıkesir’in Gönen ilçesinde bir devlet okuluna giderken böyle bir hayal kurmak bile benim için neredeyse imkansızdı. Çoğu zaman olduğu gibi yaşarken, günlük telaşlar içinde böyle bir tecrübenin değerini tamamıyla anlamak zor oluyor. Fakat mezuniyetimden sonra geriye dönüp baktığımda NYU’nun beni her anlamda ne kadar ileriye taşıdığını çok daha net görebiliyorum.

Üniversite hayatimin benim üzerimdeki etkilerini akademik ve sosyal olarak ikiye ayırabilirim. Akademik olarak, alanım olan Ekonomi'de dünyanın önde gelen üniversitelerinden birinde önemli akademisyenlerin derslerini alıp, onlarla birebir iletişime geçme ve tecrübelerinden yararlanma şansı buldum. Ayrıca, ders seçimlerindeki özgürlük sayesinde Psikoloji, Felsefe, Politika, Edebiyat, Müzik, Tarih ve Kodlama gibi birçok farklı alanda aldığım dersler ilgilerimi keşfetmemi ve ufkumu genişletmemi sağladı. Tabii ki tüm bunları yoğun ve rekabetçi bir ortamda yapmak çok yorucu olabiliyor. Ancak yorgunluklar gelip geçici olsa da kazandırdıklarının kalıcı olduğunu görmek zamanla bir motivasyon kaynağına dönüşüyor.

NYU gibi geleneksel bir kampüsü olmayan ve sosyal hayatın New York şehriyle iç içe geçtiği bir üniversitede sosyal hayat da en az akademik hayat kadar -belki de daha fazla- etkileyici olabiliyor. Özellikle Koç Lisesi’ndeki 5 yıllık yatılı hayatımın ardından, New York’un bireyci sosyal hayatına ayak uydurmak başlarda benim için büyük bir zorluktu. Ancak geriye dönüp baktığımda, bu değişimin üniversite hayatımdaki en büyük kazanımlarımdan biri olduğunu görüyorum. Dersten çıktığım anda güvenli ve sakin bir kampüs ortamı yerine, New York’un kimi zaman yorucu ve ürkütücü, kimi zaman rahatlatıcı ve eğlenceli, ama her zaman aşırı hareketli sokaklarıyla karşılaşmak benim için değişilmez bir tecrübe oldu.

Tüm bu anlattıklarımın ve daha fazlasının beni dönüştürdüğü kişi olarak hayatımda yeni sayfalar açacağım için oldukça mutlu ve heyecanlıyım.


Mine Gezgin

Mine Gezgin


Michigan State University

Michigan State University'de okuduğum 4 sene hayatımın en zorlu ama bir o kadar da ilham verici zamanıydı. Üniversiteye başladığımda bu dört senenin çok uzun olacağını düşünürken, şimdi ise aslında bu sürecin ne kadar çabuk geçtiğini yavaş yavaş fark etmeye başladım. Benim için Michigan State, özgür ve yaratıcı düşünceler oluşturabildiğim, farklı kültür ve ilkelere sahip insanlarla fikir alışverişinde bulunup kendimi geliştirebildiğim ve en önemlisi istisnasız her gün hayata dair yeni bir şey öğrendiğim bir platformdu.

Üniversite hayatının size kattıklarını öğrenciyken farketmek maalesef çok kolay değil. Derslerin yoğunluğu, projelerin getirdiği sorumluluklar, final ve vize zamanlarındaki telaşe derken çoğu zaman kazandığım yeni yetenek ve becerileri görmezden gelip kendimi kariyer hayatıma hazırlayamadığımı düşünür ve bundan sürekli şikayet ederdim. Şimdi yaklaşik üç aydır çalışma hayatının içindeyim. Fakat bu kısa sürede bile profesyonel kariyerimdeki ilk adımlarımı atabilmem için gereken beceri ve inovatif bir düşünce yapısına sahip olduğumu farketmek ve bunu başka insanlarla paylaşabilmek üniversite hayatımın bana verdiği en guzel ödüllerden biri.


Damla Su Özer

Damla Su Özer


Berklee College of Music 

Üniversiteden mezun olmanın sevinci, heyecanı ve gerginliği sonrasında, Defne Muhtar Kent Vakıf’ına ve tüm yönetim kurulu üyelerine duyduğum saygı ve sevgi baki kaldı. Yüksek lisans hayatımın en büyük destekçilerinden olmaları ve Amerika’da yaşamak durumunda kaldığım bu süreçte her zaman Türkiye’de kocaman bir ailem olduğunu hissettirmeleri bana çok değerli bir motivasyon oldu. 

Berklee College of Music’teki anadalım, “Contemporary Writing and Production” bana her türde müziği kapsamlı bir şekilde anlayabilmem, yaratabilmem ve pazarlayabilmem için kendi alanında -belki de- dünyadaki en iyi eğitimi verdi. Performans alanında sınırlı kalan müzik bilgimi bir senfoni yazabilecek kadar genişletti. Geriye dönüp baktığımda kat ettiğim yolla gurur duyuyorum!

Üniversitenin üzerimde birçok etkisi oldu tabii ki. Boston’da yaşamak, kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek, kendi fırsatlarımı kendim yaratabilmek bu süreçte kazandığım erdemlerin başlarında geliyor. Aldığım müzik derslerinin dışında, Etnomuzikoloji, Psikoloji, Business, Edebiyat ve daha birçok Liberal Arts ve Humanities dersleri de aldım. Hatta diplomamın ses mühendisliği bölümü kapsamında Akustik gibi matematik bazlı dersler bile gördüm. 

Türkiye’ye ve insanımıza duyduğum hasreti iyice körükleyen Boston, eksi otuzlara kadar düşen sevimsiz havası ve entegrasyonu zorlaştıran mantalitesiyle her zaman sevdiğim bir şehir olmadı maalesef. Ancak mezun olmaya yaklaştıkça sevmeyi öğrenebildim!  Şimdi ise kariyerime Boston’da başlayabilmekten dolayı çok heyecan duyuyorum! Müzik endüstrisinde hem entelektüel alanda hem de prodüksiyon alanında var olabilmek için sabırsızlanıyorum!